Sovyetler Birliği 80’lerde dağılınca, bir kısım umutları da toprağa gömdü gitti kendisiyle beraber… Bundan sonra hükûmetler kadar etkili olan kuruluşlar insanlığın umudu olmaya başladılar. Bunların başında NGO lar geliyor. İngilizce açılımı “non-governmental organizations “…Anlamı malumunuz “sivil toplum örgütleri”…
Başkanı bulunduğum İstanbul’daki Cizreliler Derneği olarak biz de sivil toplum örgütlerden bir kaçına üyeyiz. Bunların çoğu gerçekten vefakâr, fedakâr bir işleyişle toplumsal alternatifler üretme yolunda çalışkandırlar… Alanları, demokratik büyüme hedefi içinde dinamik çalışma yapmak… Biz de olumlu katkılar sunmaya çalışıyoruz.
Gerçekte ise aklımız, fikrimiz Selim DİNDAR’ın 02 ARALIK 2009 gecesi katledilmesinden beri kanun elindeyken salıverilen firari sanıkların halâ yakala-namamış olmasında, gelecek duruşma hazırlığında, ailelerin yürek yaralarının sarılmasında vs… Bu mânada dağ, taş demeden Ferhat gibi her zorluğu delen bir azim ve gayretle yürüyoruz. Ancak taşın, toprağın, kültürün korunmasını şiar edinen kurumlaşmış gayretlerden; asgari o kadar gayret de Selim DİNDAR için görmek istiyoruz. Bu tenkidimiz, platformlarımızdan bazısının ; NGO’larımızın ne mülahaza ile olursa olsun bir gazete vefat ilanına imza bile koyamamalarıdır; ne hikmetse çekinik ve ürkek durmalarıdır. Oysa gündelik hiçbir politik ileri hesap, bir “can”ın hatırasının ve Onun geride kalan hukukunun ileri sürülmesinden daha mukaddes değildir. Biz; taşın, güvercinlerin ve kümbetlerin kıymetinin bilincindeyiz. Uygarlığımızın taşta mücessem hale gelmiş somut mirasımızın unsurlarına her fırsatta sahip çıkarız. Örneğin daha bugün Hasankeyf Derneği’nin başkanının da dahil olduğu bir başka platformda o hazinenin korunumunu tartıştık durduk. Fakat kabul etmek gerekir ki içerisinde Selim canlar yaşatamadığınız sürece, tamamı saraylardan müteşekkil Piramitten, taştan geceleyin gerdanlığa benzetilen şehirler yaratsanız bile içi boştur… O kentlerin eyvanlarına güvercinlerin konmasından fazla bir medeniyetiniz olmaz. İşte Lübnan’daki Petra öyle bir hayalet taş medeniyetidir heyulâdan ibaret… Ne Mardin böyle olmalıdır, ne onun temsil ettiği Ismet ve asalet!..
Selim DİNDAR’ın katledilmesi üzerine süreç içinde Bölgemizin Sivil toplum platformlarından cesaret istiyoruz. Hiçbir uçtan kimseye minnet etmeden insani gerçekleri pervasızca sahiplenmelerini ve haykırmalarını bekliyoruz. Taşın ve Kümbetlerin korunması adına çıkardıkları sesin en azından eşitini duymak hakkımızdır! Biz Cizreliler zaten sağduyudan ödün vermeden bugüne geldik; Hakkın Hukukun, her nevi rezaletin üstesinden geleceğine olan inancımızı sürdürüyoruz, sürdüreceğiz; bu manada ileride duyuracağımız duruşma gününde tüm sivil kuruluş temsilcileri ve hemşehrilerimizi, alıştığımız desteklerini tekrar görmeye yeniden muhtaç olduğumuz duruşma gününde yanımızda görmekten memnun olacağımızı ifade eder, saygılar sunarım.
|